Terim Anlamı 12 Buna göre, icâzet kelimesi terim olarak; talebenin hocasına okumaksızın ondan aldığı hadisleri rivâyet etmek için izin istemesi ve hocanın da bu izni vermesi13 anlamında kullanılmaktadır.
Genellikle öğrencinin tahsilini tamamlamasının ardından yapılan bir imtihandan sonra verilen bu icâzeti alan kişi müderris olarak tedris, iftâ ve münâzara görevlerini yürütme hakkını elde etmiş oluyordu (Makdisî, s. 167-171, 305).
Bunun yanı sıra devlet bünyesinde olmamakla beraber, devletin çalışmalarına izin verdiği yöresel medreselerde ders veren müderrislerin talebelerine verdikleri bir başarı ve artık ders verebilecek seviyeye geldiğini gösterir belge de icazet olarak bilinmektedir.
İcazet (Arapça: الإِجازَهْ ijazah), “diploma” anlamına gelen bir terimdir. İlk defa 9. yüzyılda kullanıldığı bilinen ve ilk akademik derece olarak kabul edilmektedir. 9. yüzyılda, Medrese, Cami ve Bimaristan (Tıbbi okul) gibi yükseköğretim kurumlarının diploması olarak kullanıldı.
İlimde ve yazıda tahsilini bitirenlere verilen şehadetnâme (belge) yerine kullanılan bir tabirdir. Eski medrese usulüne göre, okuduğu dersi veya sanatı bitiren öğrencilere hoca ve üstadları tarafından böyle bir belge verilirdi. Buna “icazetnâme” denir ki, izin kâğıdı anlamına gelir.
Öyle ki yankısı dağlardan geldi. Bunun üzerine Abdullah b. Abbas dedi ki: “Biz, Haşimioğullarıyız.” Kâ’b ise “Allah, görünmesiyle konuşmasını Muhammed ile Musa arasında taksim etti – Musa ile iki kere konuştu. Muhammed de onu iki kere gördü.”10 dedi.28 Ara 2023
Muhammed’dir (asm). Peygamber Efendimiz (asm) “dünya gözü ile ahirette” Cenab-ı Hakk’ı görmüştür.8 Eki 2016
Musa aleyhisselamdır. Tur-i Sina’da Cenab-ı Hak onunla doğrudan konuşmuş, o da “Kelimullah” unvanını almıştır.
Muhammed’i kervanın yanında bırakıp manastıra gittiler. Ancak Bahîrâ yemeğe onun da gelmesini istedi ve kendisiyle bizzat ilgilendi, ona çeşitli sorular sordu, sırtına bakarak peygamberlik mührünü (hâtem-i nübüvvet) gördü. Bahîrâ daha sonra Ebû Tâlib’e Muhammed’in kimin oğlu olduğunu sordu.
Hazreti Peygamber (asm), bütün imkân âlemini geride bırakıp, mahiyetini idrak edemediğimiz ve edemeyeceğimiz bir makama varıp, Allah’ın zatını, baş gözü ile görmüştür. Üstad Hazretleri, bu makamı, yani Kab-ı kavseyni, “imkân ve vücub ortası” diye tarif ediyor.12 Tem 2021
Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan ve 1992 yılına kadar hüküm süren sosyalist federal cumhuriyet. Devletin bulunduğu…
Türk Ticaret Kanunu'na göre tanım. İktisadi faaliyeti nakdi sermayeden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı…
Sözlükte “çağırmak, istemek, yardım etmek” anlamlarına gelmektedir. İslâmî bir terim olarak “Allah'ın yüceliği karşısında kulun…
Beyyine Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 98. suresidir ve Medine döneminde indirilmiştir. Surenin ismi olan "Beyyine" kelimesi,…
İsmâil Hakkı Bursevî'nin (ö. 1137/1725) tasavvufî tefsiri.Ruhul Beyan Tefsiri Hangi yayınevi?Böylece Osmanlı Yayınları Tarafından Gül…
"Selam", Türkçede ve İslam kültüründe günlük hayatta sıklıkla kullanılan bir selamlaşma ifadesidir. Kelimenin kökeni Arapça…